afet ~ افت
Kamus-ı Osmani - afet ~ افت maddesi. Sayfa: 32 - Sira: 6

afet - افت
[ء] صاقينيلهجق حال مصيبت. بلا فوق الحد كوزل اولان دلبر: (آفات) صوك معناده قوللانيلماز. (بصيرسك كه بصريكه آفت یوق - سنان پاشا) "نه كوردم آه امان الامان بر آفت جان" (نديم) "نه عشق آفت ايمان شيخ صنعانی" (سامی) "كيتسه اولور آتش جهانسوز" "طوردقده بر آفت دل افروز" (لاادری) "آفت عين الكمال رشك كارايتمز بكا" (نفعی)
Kamus-u Osmani afet maddesi. osmanlıcada afet ne demek, afet anlamı manası, afet osmanlıca nasıl yazılır. Osmanlıca sözlükte afet hakkında bilgi. Arapça afet ne demek. Arapça osmanlıca sözlük. Farsçada afet anlamı
Kamus-i Osmani - افت afet ne demek. osmanlıca yazılışı anlamı manası..
afet ~ افت güncel sözlüklerde anlamı:
AFET ::: Belâ. Musibet. Büyük felâket. Dâhiye. * Mc: Son derece güzel.
âfet ::: (a. i. c. : âfât) : 1) büyük felâket, belâ. (bkz. : adûd, 2) . 2) mec. çok güzel insan.
âfet - i cân ::: 1) canın belâsı, can belâsı; 2) güzel, dilber.
âfet - i cân - ı cihân ::: cihanın canının belâsı.
âfet - i devrân ::: âşıkların güzeller için kullandıkları bir tâbir.
âfet ::: başa gelen üzücü hâl.
Afet :::
- Çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu yıkım.
- Kıran.
- Çok kötü
Örnek: Şöhret gibi servetin de afet olduğunu yeni anlıyordum. R. N. Güntekin - Güzelliği ile insanı şaşkına çeviren, aklını başından alan kadın
Örnek: Gül yüzlü bir afetti ki her busesi lale. Y. K. Beyatlı - Hastalıkların dokularda yaptığı bozukluk.
- Çıplak.
- Özgür, hür
Örnek: Bu görüş her türlü edebî şişirmelerden ari bir görüştür. Y. K. Beyatlı - Bu halkla ilgili, bu halka özgü.
âfet ::: bela , felaket , musibet , afet
âfet ::: afet
âfet ::: bela
âfet ::: musibet
âfet ::: felaket
âfet ::: zarar
âfet ::: ziyan
âfet ::: çok güzel
âfet ::: dilber
âfet ::: güzel sevgili
afet ::: facia, kıyamet
Afet :::
AFET :::