Çağdaş Sözlük

islam ~ اسلام

Kamus-ı Osmani - islam ~ اسلام maddesi. Sayfa: 353 - Sira: 6

islam - اسلام

[ء] مفخر موجودات علیه اكمل التحیات افنديمز حضرتلرینك وحی ايله قبل الهيدن‌ بالتلق نشر وتبليغ بیوردقلری دين مبيندركه مسلمانلق ديمكدر : دين اسلام ، حضرت عمرك اظهار اسلام ايتمه‌سيله‌ فخر كائنات علیه افضل التحیات افنديمز حضرتلری زیاده‌سيله مسرور ومتشكر اولمشلردی دين اسلامه منسوب وسالك اولانلر ، مسلمانلر . [ اهل اسلام] مقامنده قوللانيلير: مشاهير

"نوردن سرو ايدی اول‌سيم اندام" "نوله ديرلرسه عماد الاسلام" (وله) "كعبهٔ سلامدر ديرسه‌م عجبمی صاحبن" "شيخ الاسلام ايله‌‌مش لطف خدای مستعان" (نفعی) "هادیٔ وادیٔ دين بدرقهٔ راه یقين" "پير مجتهدين حضرت شيخ الاسلام" (وله)

Kamus-u Osmani islam maddesi. osmanlıcada islam ne demek, islam anlamı manası, islam osmanlıca nasıl yazılır. Osmanlıca sözlükte islam hakkında bilgi. Arapça islam ne demek. Arapça osmanlıca sözlük. Farsçada islam anlamı

Kamus-i Osmani - اسلام islam ne demek. osmanlıca yazılışı anlamı manası..

islam ~ اسلام güncel sözlüklerde anlamı:

iSLaM ::: (Selâm. dan) İtaat, inkıyad, bir şeye teslimiyet. Din. * Ist: Hz. Muhammed'in (A.S.M.), Allah'ın emriyle insanlara bildirdiği din. (İslâmlıkta, Allah'a itaat etmek, Peygambere tâbi' olmak ve din namına ne bildirilmişse, kalb ile dil ile tasdik ve onunla amel etmek şarttır. İslâm'ın beş şartı vardır: Kelime-i şehadet getirmek, namaz kılmak, zekât vermek, hacca gitmek ve Ramazan-ı şerif orucunu tutmaktır.)(Ulema-i İslâm ortasında, "İslâm" ve "İman"ın farkları çok medâr-ı bahsolmuş. Bir kısmı, "İkisi birdir", diğer kısmı, "İkisi bir değil, fakat biri birisiz olmaz" demişler ve bunun gibi çok muhtelif fikirler beyan etmişler. Ben şöyle bir fark anladım ki:İslâmiyet, iltizamdır. İman, iz'andır. Tabir-i diğerle: İslâmiyet, hakka tarafgirlik ve teslim ve inkıyaddır; iman ise, hakkı kabul ve tasdiktir. Eskide bazı dinsizleri gördüm ki: Ahkâm-ı Kur'aniyeye şiddetli tarafgirlik gösteriyorlardı. Demek o dinsiz, bir cihette hakkın iltizamiyle İslâmiyete mazhardı; "dinsiz bir müslüman" denilirdi. So a bazı mü'minleri gördüm ki; ahkâm-ı Kur'aniyeye tarafgirlik göstermiyorlar, iltizam etmiyorlar, "gayr-ı müslim bir mü'min" tabirine mazhar oluyorlar.Acaba İslâmiyetsiz iman, medar-ı necat olabilir mi?Elcevab: İmansız İslâmiyet, sebeb-i necat olmadığı gibi; İslâmiyetsiz iman da medar-ı necat olamaz. M.)

islâm ::: (a. i. selâm'dan. c. : islâmiyân) : 1) Hz. Muhammed (Alehisselâm)'in Allah tarafından tebliğine me'mur olduğu din. 2) bu dinde olan kimse, müslüman. ehl-i islâm : islâm dîninde olanlar. hüccet-ül-islâm : imâm-ı gazzâlî (gazâlî) nin lâkabı. seyf-ül-islâm : hâlid bin velîd'in lâkabı. şeyh-ül-lslâm : osmanlı imparatorluğu'nda, kabînede sadrâzamdan sonra yer alan ve din işleri, ne bakmakla beraber, dünyâ işlerine de din bakımından karışan ve şerîat işleriyle uğraşan babı meşîhat'ın reisi, [ibn-i teymiye gibi büyük din âlimlerinden bâzılarına da "şeyhülislâm" denilmiştir]

islâm ::: Hazreti Muhammed aleyhisalâtü vesselâmın getirdiği din.

islâm ::: müslümanlık , müslüman

islâm ::: ‬müslümanlık

islâm ::: müslüman

islâm ::: (a. i. selâm'dan. c. : islâmiyân) 1) Hz. Muhammed (Alehisselâm)'in Allah tarafından tebliğine me'mur olduğu din. 2) bu dinde olan kimse, müslüman. ehl-i islâm : islâm dîninde olanlar. hüccet-ül-islâm : imâm-ı gazzâlî (gazâlî) nin lâkabı. seyf-ül-islâm : hâlid bin velîd'in lâkabı. şeyh-ül-lslâm : osmanlı imparatorluğu'nda, kabînede sadrâzamdan sonra yer alan ve din işleri, ne bakmakla beraber, dünyâ işlerine de din bakımından karışan ve şerîat işleriyle uğraşan babı meşîhat'ın reisi, [ibn-i teymiye gibi büyük din âlimlerinden bâzılarına da

İSLÂM :::

(Selâm. dan) İtaat, inkıyad, bir şeye teslimiyet. Din. * Ist: Hz. Muhammed'in (A.S.M.), Allah'ın emriyle insanlara bildirdiği din. (İslâmlıkta, Allah'a itaat etmek, Peygambere tâbi' olmak ve din namına ne bildirilmişse, kalb ile dil ile tasdik ve onunla amel etmek şarttır. İslâm'ın beş şartı vardır: Kelime-i şehadet getirmek, namaz kılmak, zekât vermek, hacca gitmek ve Ramazan-ı şerif orucunu tutmaktır.)(Ulema-i İslâm ortasında, "İslâm" ve "İman"ın farkları çok medâr-ı bahsolmuş. Bir kısmı, "İkisi birdir",