Çağdaş Sözlük

Can ~ جان

Kamus-ı Osmani - Can ~ جان maddesi. Sayfa: 197 - Sira: 5

Can - جان

[ف] روح ، مادهٔ حیاة : (خوی جانك آلتنده‌در - مثل ) ، (جانخراش) = جان صيقان ، روحه اذیت ويريجی اولان : "برولولهٔ جانخراش ايله ميدانه آتيلدی" . (جانسپار) = جان طاپشيريجی ، جان اصمارلایيجی یعنی جاننی فدا ايديجی . (جانسپارانه) = صرف جان ايده‌نه

یاقيشه‌جق صورتده ، فدای جان ايدرجه‌سنه . (جانسپاری) = فدای جان ايديجيلك . بونلرده (سين) حرفنی كسر ايله اوقومق خطادر . (جانپرور) = روح بسله‌یيجی ، روحه خوش كلن . (جانستان)= روح آليجی ، جان چيقاريجی : (بر شوخ جانستان) . (جانبخش) = حیات ويريجی ، جان ويرن . (جانباز) = (١) جانله اوینایان ، جاننی تهلكه‌یه‌ قویان : (ايپ جانبازی ، آت جانبازی). (٢) آت بازارنده آت آلوب صاتمقله اشغال ايدن آدملر : (جانباز الندن حیوان آلمامليدر ، جانباز مالی . . ) ، (جانبازی) = جانبازلق . (جانبازانه) = جانبازه یاقيشه‌جق طرزده (جاندار) =ذی روح ، جاملی . (جان بلب ، جان برلب ) = جان دوداغنده ، تسليم روح ايده‌جك حالده بولنان : "دون كيجه جانانی بكزتدم باقنجه حالنه" "جان بلب بر عاشقك اميد استقبالنه" (معلم ناجی)

(جانفزا - ی) = جان آرتيريجی ، قلبه انشراح ويريجی . (جانكاه) = فارسيده لازم ومتعددی صورتيله مستعمل اولان واكلمك ، اكسلتمك معنالرينی افاده ايدن (كاهيدن) مصدرندن

مشتق ومركبدركه اشبوتركيبك معناسی روح اكسلديجی ، جان آزالديجی ديمكدر : (آه جانكاه) . (جانكاه) ە ديكر بر لغت كتابنده سينه ، جان اوی ، معده معناسی ويرلمسی تدقيق وتتبعسز تحرير ايدلمش اولمسندن منبعث اولماليدر . (جان اور ، جانور) = ذی روح یعنی جانلی ديمكدر . مقصد حیوان ايسه‌ده انسان حقنده استعمالی نادردر اكثریا حیوان غير ناطقه وخصوصيله ییرتيجی ، وحشی حیوانلره وخزيره اطلاق اولنور . "ايتسه‌ تصویرم توجه عالم ارواح اولور" "انعكاس پيكر جانپرورمدن مستنير" (معلم ناجی) "كلدی هاتفدن صماخ جانه بربانك كران"

Kamus-u Osmani Can maddesi. osmanlıcada Can ne demek, Can anlamı manası, Can osmanlıca nasıl yazılır. Osmanlıca sözlükte Can hakkında bilgi. Arapça Can ne demek. Arapça osmanlıca sözlük. Farsçada Can anlamı

Kamus-i Osmani - جان Can ne demek. osmanlıca yazılışı anlamı manası..

Can ~ جان güncel sözlüklerde anlamı:

CAN ::: f. Yaşayış. Diride olan kudret, kuvvet. Hayat cevheri. Madde ilimleri, maddenin; hayat ilimleri (biyolojik ilimler) hayatın ne olduğunu açıklıyamamışlardır. Aslında bunların konusu da madde, hayat ve ruhun kendisi değil, bunların tezahürleri yani olay haline gelen tesirleridir. Deney ilimlerinin vazifesi bu olaylar arasındaki ilişkinin değişmeyen tarafını bulmaktır. Bunun ötesinde ilmin söyleyeceği bir sözü yoktur. Buna rağmen bazı kendini bilmez cahiller, ilim adını kötüye kullanarak ilmin sustuğu yerde kendileri konuşuyor ve hayat ve ruhu madde ile açıklamaya kalkışıyorlar. Oysa maddenin de ne olduğunu biliyor değildirler. Biz müslümanlar madde gibi hayat ve ruhun da Allah'ın kudretinin eserleri olduğunu biliyor, birini diğerinin yerine koymuyoruz. Allah görünen ve görünmeyen âlemler yaratmıştır. Onun kudretinin ve yaratmasının sınırı yoktur. Madde, yarattıklarının sadece bir çeşitidir. Varlığı maddeden ibaret sanmak aklı gözüne inmiş olan akılsızların batıl bir inancıdır. * Mc: Sevgili, dost.

can ::: cav

"); cân ::: (f. i.) : 1) can, ruh. 2) hayat, yaşayış. 3) gönül.

Cân-ı (canın -ânı) ::: Allah. Gûş-i cân : can kulağı. Yâr-ı cân : can dostu.

cân-ı şîrîn ::: tatlı can. 4) silâh, (bkz. : câne). 5) erkek adı.

cân ::: (s. i.) : (bkz. : cânn).

cânn ::: (a. i.) : cin taifesi.

cân ::: hayat, ruh, gönül.

Can :::


  1. İnsan ve hayvanlarda yaşamayı sağlayan ve ölümle vücuttan ayrılan madde dışı varlık
    Örnek: Can çıkmayınca huy çıkmaz. Atasözü

  2. Yaşama, hayat
    Örnek: Bir kedi yavrusunu kurtarmak için ipe sarılıp kuyuya iner, canımı tehlikeye koyardım. R. N. Güntekin

  3. Güç, dirilik
    Örnek: Her şeyde bu mevsime mahsus bir can, bir dirilik kendini gösteriyordu. M. Ş. Esendal

  4. Kişi, birey
    Örnek: Benimle beraber dört canız . F. R. Atay

  5. İnsanın kendi varlığı, özü
    Örnek: Ne denir, canımız ne mertebe insan olsa mayamız, maddemiz hayvan... R. N. Güntekin

  6. Gönül
    Örnek: Çirkin bana kurban, ben de güzele / Can sever güzeli, maldan ziyade. Karacaoğlan

  7. Bektaşilik ve Mevlevilikte tarikat kardeşi.

  8. Çok içten, sevimli, sevilen, şirin
    Örnek: Alphonse Daudet ilk gençliğimin can yazarlarından biri idi. T. Buğra

  9. (i)., (f). (ed,-ning) konserve kutusu, teneke kutu; çöp tenekesi; ABD, argo hapishane; argo yüznümara; argo kaba et; (f). konserve yapmak; kutulara doldurmak; ABD, argo kovmak, işine son vermek, slang sepetlemek; argo filime veya teybe almak. Can it I Yeter be I

  10. (f). (could) (-ebil-)., yapmak imkânı (nda) olmak: Can you do thiswork ? Bu işi yapabilir misin? I couldn't find my tie. Kravatımı bulamadım. (Can fiilinin gelecek zamam yoktur; yerine will be able to kullanılır); (k).dili izinli olmak: Can I go ? Gideyim mi ?

  11. (kıs). Canada, Canadian.

cân ::: ruh , can

cân ::: ‬ruh

cân ::: can

cân ::: sevgili

cân ::: (s. i.) (bkz. : cânn).

cânn ::: (a. i.) cin taifesi.

can ::: birey, emanet, gönül, güç, hayat, kişi, sevimli

CAN :::

f. Yaşayış. Diride olan kudret, kuvvet. Hayat cevheri. Madde ilimleri, maddenin; hayat ilimleri (biyolojik ilimler) hayatın ne olduğunu açıklıyamamışlardır. Aslında bunların konusu da madde, hayat ve ruhun kendisi değil, bunların tezahürleri yani olay haline gelen tesirleridir. Deney ilimlerinin vazifesi bu olaylar arasındaki ilişkinin değişmeyen tarafını bulmaktır. Bunun ötesinde ilmin söyleyeceği bir sözü yoktur. Buna rağmen bazı kendini bilmez cahiller, ilim adını kötüye kullanarak ilmin sustuğu yerde k