kefalet ~ كفالت
Kamus-ı Osmani - kefalet ~ كفالت maddesi. Sayfa: 254 - Sira: 5


kefalet - كفالت
[ء]بویننه آلمق ، برينه عائد اولان شیئك ايفاسنی درعهده ايتمك یعنی برينك حقنده لازم كلن مطالبهیی ديكری التزام وتعهد ايلمكدر : (كفالت متسلسله ، كفالتنامه) ، (كفالت بالتسليم) = بر مالك تسمليمنه
كفيل اولمق . (كفالت بالدرك) = مبيع بالاستحقاق ضبط اولنديغی تقديرده اقچهسنی ادا وتسليمیه یاخود بایعك نفسنه كفيل اولمقدر . (كفالت بالمال) = بر مالك اداسنه كفيل اولمقدر . (كفالت بالنفس) = بر آدمك شخصنه كفيل اولمقدر . (كفالت منجزه) = شرطه معلق وزمان مستقبله مضاف اولمایان كفالت . (معلقه) = شرطه معلق اولان كفالت . (كفالت موقته) = زمان موقت ايچون عقد ايديلن كفالت . (كفالت نقدیه) = بر خصوصی تأمين ايچون معين اولان مقدار آقچه بر محلهده پوزيتو ايدلمك ، ترهين اولنمق ديمكدر. اوخصوص مطلوب درجهده جریان ايدر ايسه پاره كرییه آلينير . عكسی تقديرده تضمينات بو آقچهدن تسویه اولنور .
Kamus-u Osmani kefalet maddesi. osmanlıcada kefalet ne demek, kefalet anlamı manası, kefalet osmanlıca nasıl yazılır. Osmanlıca sözlükte kefalet hakkında bilgi. Arapça kefalet ne demek. Arapça osmanlıca sözlük. Farsçada kefalet anlamı
Kamus-i Osmani - كفالت kefalet ne demek. osmanlıca yazılışı anlamı manası..
kefalet ~ كفالت güncel sözlüklerde anlamı:
kefalet ::: (a. i.) : kefillik, birine kefil olma.
kefâlet-bil-mâl ::: fık. bir mal için kefil olma.
kefâlet-bin-nefs ::: fık. birinin şahsına kefil olma.
kefâlet-bit-teslîm ::: tic.. : bir malın teslimine kefil olma.
kefâlet-i muaccele ::: huk. tâcîl (acele) kay-diyle mukayyet olan kefalet, hemen ödenmek kaydiyle kefalet.
kefâlet-i muallaka ::: fık. şarta muallâk olan kefalet, [filân adam senin alacağını vermezse ben veririm gibi]
kefâiei-i mukayyede ::: huk. bir kayıt ile takyît olunan kefalet. [hemen edâ ve teslîm olunmak üzere tâci] kaycfiyle yahut filân vakitte îfâ ve teslîm olunmak üzere diye tecîl kaydiyle mukayyet olan kefalet gibi]
kefâlet-i mutlaka ::: huk. bir kayıt ile bağlı ol-mıyan kefalet.
kefâlst-i muvakkate ::: fık. muvakkat bir zaman için kefil olma. [filân vakite kadar bu adama kefilim gibi]
kefâlet-i muzâfa ::: huk. gelecek zamana izafe edilen kefalet, ["gelen filân vakitten îtibâren keft-lim" demek gibi]
kefâlet-i müneceeze ::: huk. şarta bağlı ve gelecek zamana muzâf olmıyan kefalet, [filânın borcuna veya nefsine filân malın teslimine filhal kefil olma gibi]
kefâlet-i müeccele ::: huk. te'cîl kaydiyle mukayyet olan kefalet ["filân vakitte îfâ olunmak üzere yapılan kefalet gibi]
kefâlst-i müteselsile ::: huk. iki veya daha çok kimselerin birbirlerine karşılıklı kefil olmaları.
kefâlet-i nakdiyye ::: huk. bir hususu te'mîn için depozito yatırmak suretiyle kefil olma.
kefâlet ::: kefillik.
KEFaLET ::: Kefâletin ihtivâ ettiği (taşıdığı) birçok güzel taraflar vardır. Bunlardan birisi, malının zâyi (yok) olacağı, alamayacağı korkusunda bulunan alacaklı kişinin bu düşüncesini ondan atma; ödeyemediği takdirde şahsına bir zarar geleceği korkusu taşıyan borçlunun bu korkusunu gidermek her iki tarafın karamsar (kötü) düşüncelerini yok etmesi gibi faydaları taşır. Bu da her iki taraf için bir nîmettir. Kefâlet, âlicenâblığın gereği bir iştir. (İbn-i Hümâm)
Ukûbâtta (cezâlarda) kefâlet sahîh değildir (olmaz). Birinin yerine, kefîli îdâm edilmez. (Ali Haydar Efendi)
Kefalet :::
- Birinin borcunu ödememesi veya verdiği sözü yerine getirmemesi durumunda bütün sorumluluğu üzerine alma durumu, kefillik
Örnek: O zamanlarda her sene kefaletleri yüzünden bin lira, iki bin lira ödemek mecburiyetinde kalınmış. A. Ş. Hisar - Birinin borcunu ödeyeceğine ilişkin olarak üçüncü bir kişinin alacaklıya güvence vermesi.
kefâlet ::: kefillik
kefâlet ::: kefillik
Kefalet ::: Kefil olma; kefillik, bir kimsenin alacaklısına karşı, o kimsenin borcunun yerine getirilmesini sağlamak yükümlülüğü altına girmek.
Kefalet ::: Kefil olma; kefillik, bir kimsenin alacaklısına karşı, o kimsenin borcunun yerine getirilmesini sağlamak yükümlülüğü altına girmek.
kefalet ::: zaminlik
kefalet :::