Çağdaş Sözlük

dara ~ دارا

Kamus-ı Osmani - dara ~ دارا maddesi. Sayfa: 350 - Sira: 2

dara - دارا

[ف] ملوك قديمه فرسدن طبقهٔی كانیانك طوقوزنجيسی اولان ذاتك عنوانی . بوݣا (دارایاكبر ، داراب) ده ديرلر . عنوان ديكری (كی قباد) در. مجازا قوی الشكيمه ، حكمدارلر حقنده قوللانيلير . طورطو ، پوصه ؛ بو معنادن توسيعا لسانمزده بر نسنه‌نك اصلندن معدود اولمه‌یوب خارجه چيقارلمسی ، طيشاريده طوتلمسی لازم كلن شی معناسنده‌ده ظرف ، قاب ، طوربه ، چوال كبی شيلر حقنده قوللانيلير : (داراسنی چيقارملی ، دارایه چيقار ، داراسنی حسابه داخل ايتمه ، داراسی نه‌دن عبارتدر) . ینه هرنامرامث زیوردست وسری شمدی" "كل افشان ساغر جمدر درافشان تاج دارادر" (صبری) "دانای رای حكمت ودارای دادكار" (نوعی) "سلطان شرق وغرب شهنشاه بحر وبر" "دارای دهر شاه سلیمان كامران" (باقی)

Kamus-u Osmani dara maddesi. osmanlıcada dara ne demek, dara anlamı manası, dara osmanlıca nasıl yazılır. Osmanlıca sözlükte dara hakkında bilgi. Arapça dara ne demek. Arapça osmanlıca sözlük. Farsçada dara anlamı

Kamus-i Osmani - دارا dara ne demek. osmanlıca yazılışı anlamı manası..

dara ~ دارا güncel sözlüklerde anlamı:

DARA ::: f. Eski Fars hükümdarlarından dokuzuncusu Keykubat'ın bir ismi. * Hükümdar. * Cenab-ı Hakk'ın bir ismi.

Dârâ ::: (f. i.) : 1) keyâniyân denilen eski Fars hükümdarlarından dokuzuncusu, Keyku-bad. 2) hükümdar. 3) Cenâbıhakk'ın bir adı.

dârâ-yi dâr ü gîr ::: savaş hükümdarı. 4) küp dibinde kalan tortu.

Dara :::


  1. Kabıyla birlikte tartılan bir nesnenin kabının ağırlığı.

  2. Bu kabın ağırlığına karşılık olarak terazinin öbür kefesine konulan ağırlık, abra.

  3. İçinde yük taşınan aracın boş durumdaki ağırlığı.

  4. Bir malın net ve brüt ağırlıkları arasındaki fark.

dârâ ::: sahip , büyük hükümdar

dara ::: eski fars hükümdarlarından dokuzuncusu keykubat'ın bir ismi , hükümdar , cenab-ı hakk'ın bir ismi

dârâ ::: ‬sahip

dârâ ::: büyük hükümdar

DARA :::

f. Eski Fars hükümdarlarından dokuzuncusu Keykubat'ın bir ismi. * Hükümdar. * Cenab-ı Hakk'ın bir ismi